Ahmet ALTAn E-Kitapları
Içimizde Bir Yer
Isyan Günlerinde Aşk
Kılıç Yarası Gibi
Sudaki Iz
http://rapidshare.com/files/3440278/Ahmet_Altan.rar.html
rar pass : www.uyurgezer.net
edebiyat ve şiir üzerine gençlik çalışmaları
Ahmet Altan Kitapları - E-BOOK







Sudaki İz Ahmet Altan
Can Yayınları / Türk Yazarları Dizisi
Etiket:
14,00 YTL
NetKitap Ederi:
11,90 YT
Ahmet
Altan'ın ikinci romanı olan Sudaki İz, ilk kez 1985 yılının ortalarında
Can Yayınları arasında çıkmıştı. Büyük bir ilgiyle karşılanan roman,
yedi ay gibi kısa bir süre içinde üçüncü basımına ulaşmıştı. Bu son
basımın üzerinden iki ay geçtikten sonra kitap toplatıldı. Yargılama
iki yıl sürdü. Sonunda İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi kitaptaki iki
buçuk sayfalık bir bölümü `müstehcen' bularak, kitabın `zoralım ve
imha'sına karar verdi. Kesinleşmiş mahkeme kararlarını yayımlamak,
yasalarımıza göre yeni bir suç oluşturmuyor. Daha sonra, işte bu
güvenceyle Sudaki İz'in dördüncü basımının başına, adı geçen mahkeme
kararını da ekledik. İki buçuk sayfası yüzünden kitabın bütününün
sonsuza dek yok sayılmasına gönlümüz razı olmadığından ve özgür bir
düşünce ve yaratım ortamının geleceğine de inanarak, Sudaki İz'in suçlu
sayılan satırlarının üzerini siyah utanç bantlarıyla kapattık, yani suç
ögesini ortadan kaldırdık ve kitabın yeni basımlarını böyle hazırladık.
Mahkemenin sakıncalı bulduğu cümleleri içeren kararını da kitabın
başına ekledik. Bitkisel hayata sokulmuş bir kitaba, biraz oyuncaklı da
olsa, yeniden can vermenin sevinci içindeyiz.
Ahmet Altan
İnsan ruhunu, duygularını, çelişkilerini,coşkularını, en güzel çözümleyen ve anlatan bir deneme kitabı.
“Bazen, bir ömür bir uçurum taşırız içimizde ve fark etmeyiz.Bizi biz yapan her şeyin ve adına hayat dediğimiz serüvenimizin kökünde bazen büyük bir boşluk vardır ve biz bu boşluğu, onun orada olduğunu bilmeden, hissetmeden taşır dururuz. O güne dek, gizli gizli kendini duyumsatan uçurum ayaklarımızın dibinde açılmıştır artık ve gözlerimiz o derinlikten başka bir şeyi gormez; o uçurum dolmadan önce yaşadığımız herşey manasız ve sıkıcıdır.( s.34) Hatırlamak için harcadığımız çok daha fazla çabayı unutmak için harcıyoruz herhalde.
Unutmak...
Çaresizlerin, fırtınalar arasında, bir gün oraya ulaşmanın düşünü kurdukları o acıklı sığınak.Hayatımıza girenleri ya da girmek için kapılarımız zorlayanları silmek aklımızdan, onlar yokmuş gibi davranıp onlar yokmuş gibi yaşamak. Geçmişi, o geçmişi yaşayan parçamızla birlikte çıkarıp atmak içimizden, atılan her parçayla birlikte içimizde bir boşluk kalacağını bilerek yapmak bunu.
Geçmişimizde en çok özlediğimiz mi en çok unutmaya çalıştığımız?
En unutulmaz olan mı en unutulmak istenen?
Kitapları: Tehlikeli Masallar (2001), Kılıç Yarası Gibi (2001), İsyan Günlerinde Aşk (2001) Karanlıkta Sabah Kuşları (Deneme,2001), Geceyarısı Şarkıları (Deneme,2001)
Yazarın tüm kitapları Lise Kütüphanesindedir.
Yazar romanı hakkında şunları anlatmaktadır.
“roman, tarihin belli bir döneminde yaşayan insanları anlatıyor .Ben bu romana ‘tarih romanı’
demem.Yazdıklarımın tarih romanı olabilmesi için, o dönemde yaşayan ya da kurgulanan insan psikolojilerinden çok tarihi gerçekleri anlatması gerekir.Daha doğrusu edebiyat yapmaktan çok, tarihi hareketleri, eylemleri anlatmalıdır.Ama romanda tarih yalnızca dekordur.
Yarattığım karakterlerin duygularını nasıl anlattığıma bakarım...Benim yaratıcılığım buradadır; kahraramanlarımın duygularını, duygu katmanlarını, duygusal sıkıntılarını ve duygusal derinliklerini anlatırım.Okuyucular, onların bu duygularını hissedebiliyorlar mı? Kendi duygu dünyalarında bunların karşılığını bulabiliyorlar mı? Romanda anlatılanlar tüm bunları yapabiliyorsa, bu iyi edebiyattır diye düşünüyorum.
İnsan ilişkilerinin en kuvvetli olduğu ve duyguların kesin hatlarla ortaya çıktığı zamanlar, aşk dilimleridir.Ama yalnızca aşklar yok romanda, ilişkiler de var.İnsan ilişkileri hepimizin ilgisini çekmez mi? Benim çok ilgimi çekiyor; insanlar birbirleriyle nasıl ilişkiler kuruyorlar? İlişkiler sırasında hangi duyguları taşıyorlar? Bu dyguların ne kadarı gerçek? Kendi gerçekliklerinin ne kadarının farkındalar ve ne kadarını sorguluyorlar? Tüm bu soruların cevapları ilgimi çekiyor.
Felsefe, edebiyat, diğer idelojiler ve bilimler hep aynı sorunun cevabını arar; Hayat nedir? İnsanlar bu sorunu cevabını bulabilmiş değiller.Bulabileceklerini de sanmıyorum.Çünkü buldukları anda hayat sona erer.Hayat ancak kendi sıır ile devam eden bir vaka ya da olgu...
Hepimizin hayatı birbirine değiyor.Birini kurcaladığımız zaman, zincirin diğer halkaları da kıpırdıyor.Sanki bütün insanlar birbirlerine değiyorlarmış gibi...Herkesin hayatının, diğer insanların hayatını etkilemesi de ilgimi çekiyor.”

