ESERLERİNDEN BAZILARI
Kazaklar
Büyük Rus yazarı Lev Tolstoy'un ilk yapıtı olan Kazaklar, iki karşıt
dünyanın çarpıcı bir üslupla karşılaştırılmasıdır. Bu iki farklı
dünyadan biri çeşitli kültürlerin etkisi altında yaşayan ve "kibarlar"
tabakasını oluşturan aristokratların, diğeri ise, kendi geleneklerine
sıkı sıkıya bağlı ve başka bir kültürle karşılaşmamış olan halkın
dünyasıdır. Tolstoy, dağlarda yaşayan Terek Kazaklarını anlatırken bu
insanların ülkeden kopuşlarının nedenlerini; içinde bulundukları
koşulların onları nasıl savaşçı kıldığını gerçekçi bir üslupla
sergiler.
Savaş ve Barış
Lev Tolstoy,1863-1868 yılları arasında sürekli ve yoğun bir çaba
sonucunda ürettiği ünlü başyapıtı "Savaş ve Barış"ın temel özelliğini
şöyle belirtiyor."Bu yapıt bir roman değildir, bir şiir de değildir,
bir tarih kroniği hiç değildir. "Savaş ve Barış", dile geldiği biçim
içinde, yazarın dile getirmek istediği ve getirebildiği şeydir.(Arka
Kapak)
Kroyçer Sonat
Kroyçer
Sonat, bir tren yolculuğu öyküsüyle başlıyor, insanoğlunun ruhunun
derinliklerinde uyuyan şiddete, kıskançlığa, zavallılığa uzanıyor.
Trende başlayan bir söyleşi sırasında yolcular arasında bulunan,
kitabın baş kahramanı Pozdnişev, nasıl olup da böyle çöktüğünü,
bezginleştiğini anlatır. Gençliğinde sefih bir hayat sürmüş, sonradan
kendinden iğrenmeye başlamıştır. Terzilerin, güzellik uzmanlarının
yardımıyla erkeklerin hayvansal içgüdülerini alevlendirdikleri için
toplumun ve kadınların suçlu olduğu kanısına varmıştır. İçinde uyanan
pişmanlık Pozdnişev'i değişime itmiş, o da bu doğrultuda evlenmiş,
çocuk sahibi olmuştur. Ancak, kadınlarla erkekler arasındaki onulmaz
farklar, bir yandan da Pozdnişev'in kıskançlığı nedeniyle bir süre
sonra karısıyla birbirinden nefret etmeye başlamışlardır. Karısının onu
bir müzisyenle aldattığından kuşkulanmasıyla birlikte Pozdnişev'in
ruhunun derinlerinde yatan şiddet açığa çıkmış, geri dönüşsüz zararlara
yol açmıştır. Pozdnişev'in öyküsü, Lev Tolstoy'un yaşadığı dönemin
ahlâk anlayışının ve bazı değerlerin değişmesiyle yaşanan sancıların
bir panoraması niteliğindedir. Kadın-erkek ilişkilerinde erdemin
gerekliliğine inanan Tolstoy, kendi görüşü doğrultusunda erdemsizliğin
insanoğlunu ne gibi çıkmazlara sürüklediğine işaret etmeye çalışıyor.
Tabii, Beethoven'ın ünlü Kroyçer Sonat'ını dinleyip dinlememek, size
kalmış.(Arka Kapak)
Hacı Murat
1896-1904
yılları arasında yazılan Hacı Murat, büyük Rus yazarı Tolstoy' un
olgunluk dönemi romanları arasında yer alıyor. Hacı Murat, on dokuzuncu
yüzyıl Kafkas halkları arasında efsaneleşen, Şeyh Şamil' le davalıdır.
Yurt edinme, hayata tutunma, bağımsızlık, tutsaklık, ihanet ve iktidar
sarmalında biçimlenen bir davanın kahramanıdır. Zayıflıklarının ve
gücünün farkında bir kahraman. Acımasız bir coğrafyanın geniş yürekli
insanları arasındaki iktidar mücadelesinde taraf olmak zorunda
kalmıştır; Rusları da sevmez, Şeyh Şamil' i de. Seçeneksiz kalmak,
bütün duygulardan arınmanın başlangıcı ve sonucu belki de. Savaş bazı
insanların kaderidir. Tıpkı inanmasa da taraf olmak zorunda kalmak
gibi. Aslolansa direnmek. Her koşulda direnmek ve ayakta kalmak.
Tolstoy, ölümüne direnen bir kahramanı yazarak sonsuza taşıyor. (Arka
Kapak)
Anna Karenina
Anna
Karenina, Rusların kendi ülkelerini ve dönemin aristokratlarını en
doñru yanlarıyla yansıtan bir romandır. Lev Tolstoy'un 1876-77 yılları
arasında kaleme aldığı Anna Karenina'nın ana teması her şeyden önce Rus
ailesidir. Bu romanda Tolstoy, dürüst bir evliliğin açık mutluluğuyla
evlilik dışı bir aşkın yol açtığı düş kırıklıklarını ve düşüşleri
karşılaştırmaktadır. Anna Karenina, dönemin üst kademedeki bir
memurunun karısıdır. Onu, hovarda Vronski ile kurduğu ilişkide hazin
bir son beklemektedir. Bunun karşısında Kiti ve Levin'in arasındaki
sağlam temellere dayalı aşk, Anna Karenina'nın kendini beğenmişliğini
ve temsil ettiği aristokrasinin köksüzlüğünü ortaya koymaktadır. Rus
halkının Napolyon ile yaptığı harbin anlatıldığı Savaş ve Barış'ın
yazarı Tolstoy'un Anna Karenina'sı, yaratıcısının aile hayatındaki
huzur getirmeyen zevklerinden usandığı ve inanç buhranının kıskacına
düştüğü zamanların ürünüdür.
Diriliş
Diriliş,
insanca şefkatin en güzel, belki de en doğru sözlü şiirlerinden
biridir. Ben bu yapıtta Tolstoy'un ışıklı gözlerini, içe işleyen açık
mavi gözlerinin bakışını, öbür yapıtlarında olduğundan çok daha açık
olarak görüyorum. Bu bakış doğrudan doğruya ruha gider.- Romain
Rolland-Diriliş'i vakit buldukça, bölüm bölüm değil, bir kerede, soluk
almamacasına okudum. Burada ilgi çekmeyen tek şey, Nehludov'la Katya
arasındaki ilişkilerdir. İlgi çekici yanlarsa prensler, generaller,
köylüler, mahsuplar, gardiyanlardır.- Çehov-(Arka Kapak)
Çocukluk
Tolstoy,
yaşadığı yüzyıla olduğu kadar günümüz dünya edebiyatına da mührünü
vurmuş "dahi" yazarlardan biri.. O'nun, hala klasikler arasında duran
eserlerine baktığımızda, sürekli aynı karekteristik özellikleri
taşıdığını görüyoruz; yani, kendi sosyal gerçeğinden dünya ölçeğine
çıkan bir üslup ve konu bütünlüğü..."Çocukluk"da, böylesi bir eser.
Geriye dönüşlerle başlayan otobiyografik kitap, yazıldığı dönemin
trajik toplum hayatına, anne-baba sevgisine, eğitim sistemine,
aşklarına dair duyuşları ele alıyor. İroniyle dramın, sevgiyle kaosun
ortasında yaşayan genç birinin gözüyle ve özel bir anlatımla sunulan
"Çocukluk", Tolstoy kitapları arasında ayrıcalıklı bir yere sahip.
Eseri okuyanlar, yalın ve yapmacıksız bir çocukluğun gizemli
dehlizlerine de yolculuk yapma imkanı bulacaklar... (Arka Kapak)
Sanat Nedir?
"En
iyi sanat eserlerinin, kitleler tarafından anlaşılmayan, ancak bu büyük
eserleri anlamaya hazır seçkinlere ulaşabilen eserler olduğu söylenir.
Fakat insanların çoğunluğu bu eserleri anlamıyorsa, onları anlamayı
mümkün kılan gerekli bilgi bu insanlara öğretilmeli ve açıklanmalıdır.
Ancak kolaylıkla anlaşılabilir ki; böyle bir bilgi yoktur. Bu eserler
açıklanamaz. 'Çoğunluk bu iyi sanat eserlerini anlamıyor,' diyenler de
hala bu eserleri açıklayamamakta ve sadece bize onları anlamak için
tekrar tekrar okumamız, görmemiz ve duymamız gerektiğini
söylemektedirler. Oysa bu bir açıklama değildir, sadece alıştırmaktır.
İnsanlar kendilerini herhangi bir şeye, hatta en kötü şeylere bile
alıştırabilirler. İnsanlar nasıl kendilerini kötü yiyeceklere, sert
içkiye, tütüne ve afyona alıştırıyorlarsa, aynı şekilde kötü sanata da
alıştırabilirler. Yapılan şey, kesinlikle budur.
Lev Nikolayeviç Tolstoy