| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

Ölü Ozanlar Derneği

edebiyat ve şiir üzerine gençlik çalışmaları

63 "yunus emre" etiketi kullanan gönderi (sayfa 1)"yunus emre" etiketi kullanan diğer içerikler resimler , videolar

YUNUS'TAN OTOBİYOGRAFİ

KENDİ DİLİYLE YUNUS’UN HAYATI

Yunus Emre Divanı’nda iki yüze yakın şiir mevcuttur. Hepsi birbirinden güzel bu şiirleri okurken Yunus’un tasavvuf anlayışını; Allah, peygamber ve insan sevgisini öğrendiğimiz gibi hayatı hakkında da bazı bilgilere ulaşabiliyoruz. Edebiyat tarihçileri onun hayatını anlatırken genellikle bu şiirlerle Yunus hakkındaki rivayetler arasında paralellik kurarak bazı yargılara ulaşmaktadır.

Ben bu yazımda Yunus’un tek bir şiirinden söz edeceğim. Bu şiir bir hayat romanıdır. Hatta bir insanlık trajedisidir. Bu şiiri okuyan kişi kaç yaşında olursa olsun şiirde kendisini bulacaktır. Çünkü bu şiir bir insanın ana rahmine düşmesinden teneşire kadar olan bebeklik, sabilik, gençlik, orta yaşlılık ve ihtiyarlık dönemlerini realist bir bakış açısıyla ve çok canlı tasvirlerle ortaya koymaktadır. Ayrıca bu insanlık dramı, farklı yaşlardaki insanların farklı sosyal ilişkilerini ve yaşlarına uygun iç dünyalarını mükemmel biçimde yansıtmaktadır.

Şüphesiz ki bu şiirde Yunus kendi şahsında tüm insanların hayatını ve psikolojisini sergilemiştir. Şimdi on altı beyitten oluşan bu sanat şaheserinin ilk bölümünü, insanın ana rahmindeki hayatının anlatıldığı ilk üç beytini yazıyorum.

Ata belinden bir zaman anasına düştü gönül
Hak’tan bize destur oldu hazineye düştü gönül

Anda beni can eyledi et ü sünük kan eyledi
Dört on güni diyiceğez devritmeğe düştü gönül

Yürür idim anda pinhan Hak buyruğu vermez aman
Vatanımdan ayırdılar bu dünyaya düştü gönül

Yunus, şiirinin ilk beytinde Allah’ın desturuyla hazineye (mecazen ana rahmine) düştüğünü; ikinci beyitte orada kendisine can verildiğini, daha sonra kan, et ve kemikten ibaret bir canlı haline dönüştüğünü, dört on gün (kırk gün) sonra da devretmeye başladığını, yani ceninin insan biçimine büründüğünü anlatıyor. Üçüncü beyitte orada gizlice yürüdüğünü yani kimsenin görmediği, sırrına eremediği şekilde geliştiğini, tüm bu olanların Allah’ın emri ve bilgisiyle gerçekleştiğini ifade ediyor. Son dizede ise tasavvufi bir bakış açısıyla “vatanımdan ayırdılar” dedikten sonra dünyaya geldiğini vurguluyor.

Yunus bebeklik ve çocukluk çağını da dört beyitle özetlemiş.

Beni beşiğe urdular elim ayağım sardılar
Öndin acısın verdiler tuz içine düştü gönül

Günde iki kez çözerler başıma akça dizerler
Ağzıma emcek verirler nefs kabzına düştü gönül

Bu nesneyi terk eyledim yürümeye azmeyledim
On iki sünüğin yazarlar elden ele düştü gönül

Oğlan iken sultan kopar kimi elin yüzün öper
Akıl bana yoldaş oldu sultanlığa düştü gönül

Bu beyitlerde Anadolu insanının bazı törelerini, geleneklerini ve bebek bakımı konusundaki uygulamalarını görüyoruz. Yunus’u bebekliğinde beşiğe koyuyorlar, sonra da kundağa sarıyorlar. Ayrıca bebeği tuz içine koyuyorlar. Günümüzde bebeği beşikte yatırmak, kundağa sarmak geleneği devam etmektedir fakat tuzlamak âdeti oldukça azalmıştır.

Bebek Yunus’un kundağı günde iki kez çözülmektedir ve bebeğin bakımı itinayla yapılmaktadır. Anlaşılan o ki Yunus varlıklı bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelmiştir ve başına akça (altın, gümüş) dizmişlerdir. Yunus bu dünyanın nimetleriyle tanışmasını “ağzıma emcek (meme) verirler” sözüyle ifade ediyor ve anasından emdiği sütle birlikte nefis denilen sıkıntıya düştüğünü anlatıyor.

Daha sonra Yunus kundaktan çıkmış ve ana sütü emmeyi terk etmiştir. Artık yürümeye başlamış, kemikleri gelişmiştir. Çevresi tarafından çok sevilmektedir ve elden ele dolaşmaktadır.

Erkek olduğu için ailesi ve akrabaları tarafından sultan muamelesi görmektedir, kimi Yunus’un elini, kimi ise yüzünü öpmektedir. Böylesine çok sevilip saygı görmesi aklı başına gelmeye başlayan Yunus’un gururunu okşamaktadır. Yunus şimdi kendisini sultan gibi hissetmekte ve bu arada bilgiçlik de taslamaktadır. Yunus ilk gençlik (yeniyetmelik) çağını tek beyitle anlatmıştır:

Bu çağ ile sakal biter görenin gülregü tutar
Güzeller katında biter sev sevüye düştü gönül

Yeniyetmelik çağının en belirgin özellikleri elbette ki sakalların çıkmaya başlamasıdır. Çocukluk ile gençlik çağı arasındaki bu ergenlik çağını yaşayan Yunus’u görenler ona gülmektedir. Bu çağın gereği olarak Yunus daima güzelleri düşünüp hayal etmekte, güzellerin bulunduğu mekanlara gitmekte ve aşk işlerine ( sev sevüye) meyletmektedir.

Hayırdan çok şerri sever işlemeğe becit iver
Nefsinin dileğin kovar nefs evine düştü gönül

Yunus bu beyitte kendisinin, yani insanların olgunluk dönemini anlatmıştır. Bu dönem bir insanın en hırslı olduğu, kötülüklere en fazla bulaştığı çağdır. Yunus bu gerçeği “hayırdan çok şerri sever” sözüyle ifade ediyor. Şer işlemekte ısrarlı ve acelecidir. Bu dönemde nefsi ne arzulamışsa onun peşinden koşmakta, nefsinin isteklerine boyun eğmektedir. Böylece Yunus değişmiş ve nefs evine düşmüştür, yani nefsinin kölesi olmuştur.

Erkeklerde olgunluk ile ihtiyarlık arasında sıkıntılı bir dönem vardır. Bu dönemde erkekler bazen yaşına uygun hareket etmez. Gençler gibi spor yapmaya çalışır, genç bir kadına âşık olur, genç görünmek için saçını, sakalını boyar… Her bakımdan bunalımlı ve sıkıntılı bir dönemdir bu. Yunus bizim anlatmaya çalışıp da tam ifade edemediğimiz bu dönemi iki harika beyitle vurgulamış:

Kırk beşinde suret döner kara sakala ak iner
Bakıp şeybetin göricek yoldurmağa düştü gönül

Yolda gider başaramaz yiğitliğe eli varmaz
Bu nesneleri koyuban yuvanmağa düştü gönül

Yunus birinci beyitte vücuttaki deformasyondan bahsediyor. Kırk beş yaşa gelindiğinde suretin döndüğünü yani insanın dış görünüşünde çirkinleşmenin, bozulmanın başladığını ifade ediyor. Bu gerçeği “kara sakala ak iner” örneğiyle somutlaştırıyor. Yunus aynaya bakıp da şeybetini (ihtiyar halini) görünce kırlaşan sakallarını yoldurmayı düşünmektedir. Tekrar eski sağlıklı ve güçlü Yunus olmaya çalışmaktadır.

İkinci beyitte bu tür çırpınışların nafile oluşu somut iki örnekle vurgulanıyor. Yunus yolda yürümektedir fakat eskisi gibi başarılı değildir, artık gençliğindeki gibi yürüyüp koşamaz, fiziksel güç isteyen işleri yapamaz; yiğitliğe soyunur fakat buna da gücü yetmez. Artık yapacağı tek şey kalmıştır o da ihtiyarlığı kabul etmektir. Yunus da öyle yapar, yiğitliği, yolda yürümeyi bırakıp gençlikte yaptıklarıyla yuvanmaya (avunmaya) başlar.

Trajedi bundan sonra başlamaktadır. İnsanlarımız tarih boyunca “İhtiyarlayınca ne yaparım?” endişesi içinde olmuştur. İnsan yaşlandıkça bu endişeler çoğalır. “Elden ayaktan düşünce halim nice olur? Gelinim bana bakar mı? Yoksa kızım mı bakar? Damat bu işe ne der?” Günümüzde sosyal sigortacılık sayesinde ihtiyarlar az da olsa emeklilik maaşı almakta, hasta olduğunda tedavisi ücretsiz yapılmaktadır. Eskiden böyle imkânlar yoktu. İnsanların en önemli sigortası yetiştirdikleri çocuklarıydı. 1240 – 1320 yıllarında yaşadığı tahmin edilen Yunus’un uzun bir yaşlılık dönemi geçirdiği tartışılmaz bir gerçektir. Yunus bu dönemi iki beyitle anlatmış:

Oğul eydür bunad’ölmez kız eydür yerinden turmaz
Hiç kendi halinden bilmez halden hale düştü gönül

Ölüceğez şükr ideler sinden yana iledeler
Allah adın zikr ideler çok şüküre düştü gönül

Bu iki beyitten anlaşıldığı kadarıyla Yunus’un iki evladı vardır. Fakat ikisi de Yunus’un ihtiyarlık halinden memnun değildir. Oğlu babası için “bunad’ölmez” bunadı ölmez demekte yani onun bir an önce ölmesini istemektedir. Mirasa konma hırsı veya ihtiyar bir kişiyi bakmanın verdiği sıkıntı bu isteği doğurmuş olabilir. Yunus’un kızı da bu durumdan memnun değildir ve babasının sürekli evde olmasından, yerinden kalkamayışından şikâyetçidir. Belki de evlatlar haklıdır. Çünkü Yunus bu çağda kendi halini hiç bilmemekte, halden hale düşmektedir. Bazılarının dediği gibi ihtiyarlık maskaralıktır, ihtiyarlar çocuk gibidir, sürekli bakım ve alaka ister.

Yunus’un çocukları, babalarının verdiği sıkıntıdan bunalmışlardır ve Yunus ölünce Allah’a şükredeceklerdir. Ölür ölmez de cenazeyi (sinden yana) mezardan yana ileteceklerdir. Bunların gerçekleşmesi için de sürekli Allah adını anmaktadırlar.

Yunus, bir insanlık romanı ve hatta bir insanlık trajedisi diye nitelediğim bu şiirini aşağıdaki üç beyitle bitiriyor:

Su getürürler yumağa kefen sararlar komağa
Ağaç ata bindüreler teneşire düştü gönül

Eğer var ise amelin gün olısar sinün senin
Eğer yoğ ise amelin oddan şarap içti gönül

Yunus anlayu var halin şuna uğrayısar yolun
Bunda elin erir iken hayr işlere düşgil gönül

Artık Yunus ihtiyarlık çilesinden kurtulmuş ve ölmüştür. Yıkamak için su getirirler, tabuta koymadan önce kefen giydirirler, daha sonra ağaç ata (tabuta) bindirip mezarlığa götürürler. Böylece ana rahmine düşmekle başlayan yolculuk teneşire düşmekle sona ermiştir.

Yunus gömüldükten sonraki hali için de yorumlar yapmaktadır ve kendi kendine “Eğer iyi amellerin varsa senin mezarın gün (gündüz, aydınlık) olur, iyi amellerin yoksa oddan (ateşten) şarap içersin” diyerek cennet ve cehennemi işaret ediyor.

Ve Yunus şiirini, anlattığı tüm gerçeklerin eleştirisi olan bir ibret ve öğüt özelliği taşıyan “Bunda elin erir iken hayr işlere düşgil gönül” dizesiyle bitiriyor. Böylece Yunus her şeyin yalan olduğunu, insanların güçlü oldukları dönemlerde hayırlı işlerle uğraşması gerektiğini vurgulayarak son sözünü söylüyor.

(SON)

Yusuf'u Kaybettim

Yusuf'u Kaybettim

Yusuf; u kaybettim Kenan ilinde
Yusuf bulunur, Kenan bulunmaz
Bu aklı fikr ile Leyla bulunmaz
Bu ne yaredir ki çare bulunmaz

Aşkın pazarında canlar satılır
Satarım canımı alan bulunmaz
Yunus öldüdeyu selan verirler
Ölen beden imiş, aşıklar ölmez
 

Yunus Emre

Yol

Yol

Yar yüreğim yar, gör ki neler var,
Bu halk içinde bize gülen var.

Ko gülen gülsün, Hak bizim olsun,
Gaafil ne bilsin,Hakk'ı seven var.

Bu yol uzaktır menzili çoktur,
Geçidi yoktur derin sular var.

Girdik bu yola aşk ile bile,
Gurbetlik ile, bizi salan var.

Her kim merdane gelsin meydane,
Kalmasın cana kimde hüner var.

Yunus sen bunda meydan isteme,
Meydan içinde merdaneler var.
 

Yunus Emre

Yarab Bu Ne Derttir

Yarab Bu Ne Derttir

Yarab bu ne derttir derman bulunmaz
Yar bu ne yaradır merhem bulunmaz
Benim garip gönlüm aşktan usanmaz
Varıp yare gider hiç geri dönmez..

Aşık olan gönül aşktan usanmaz
Ahiret korkusun bir pula saymaz
Aşk pazarıdır bu canlar satılır
satarsın bu canı hiç kimse almaz..
(dönüpte bakmaz)

Döne döne binbir öğüt verirler
Dünya malı ile gözün boyarlar
Aşık öldü deyu sala verirler
Ölen hayvan olur, Aşıklar ölmez.
 

Yunus Emre

Unutmayalar

Unutmayalar

Arifler ortasında sofuluk satmayalar
Çün sufiye ihlas oldu aşka riya katmayalar

Ye gel bildiğinden ayıt yahut bilenlerden işit
Teslimin ucunu tutup hiç sözü uzatmayalar

Mumsuz baldır şeriat tortusus yağdır hakıykat
Dost için balı yağa ne için katmayalar

Kıymetin duyar isen neye değer iş bu dem
Erenlerin ma'nisin bilmeze satmayalar

Miskin Adem yanıldı uçmakta buğday yedi
İşi Hak'tan bilenler Şeytan'dan tutmayalar

Şirin hulklar eylegil tatlı sözler söyle gil
Sohbetlerde Yunus'u hergiz unutmayalar.
 

Yunus Emre

Tövbe

Tövbe

Müslümanlar zemane yatlı oldu
Helal yenmez haram kıymetli oldu

Okuyan kur'ana kulak tutulmaz
Şeytanlar semirdi kuvvetli oldu

Haram ile hamir tuttu cihanı
Fesat işler eden hürmetli oldu

Kime kim Hak'tan haber verirsen
Bakaır başın salar huccetli oldu

Şagrit üstat ile arbede çalar
Oğul ata ile izzetli oldu

Fakirler miskinlikten çekti elin
Gönüller yıkıban hetbetli oldu

Peygamber yerine geçen hocalar
Bu halkın başına zahmetli oldu

Tutulmaz oldu peygamber hadisi
Halayık cümle Hak'tan utlu oldu

Yunus gel aşık isen tövbe eyle
Nasuh'a tövbe ucu kutlu oldu.
 

Yunus Emre

Taştın Yine Deli Gönül Deli

Taştın Yine Deli Gönül

Taştın yine deli gönül
Sular gibi çağlar mısın
Aktın yine kanlı yaşım
Yollarımı bağlar mısın

Nidem elim ermez yâre
Bulunmaz derdime çare
Oldum ilimden avare
Beni bunda eğler misin

Yavı kıldım ben yoldaşı
Onulmaz bağrımın başı
Gözlerimin kanlı yaşı
Irmağ olup çağlar mısın

Ben toprak oldum yolunda
Sen aşırı gözetirsin
Şu karşıma göğüs geren
Taş bağırlı dağlar mısın

Harami gibi yoluma
Aykırı inen karlı dağ
Ben yârimden ayrı düştüm
Sen yolumu bağlar mısın

Karlı dağların başında
Salkım salkım olan bulut
Saçın çözüp benim içün
Yaşın yaşın ağlar mısın

Esridi Yunus'un canı
Yoldayım illerim kanı
Yunus düşte gördü seni
Sayru musun sağlar mısın
 

Yunus Emre

Yar Yüreğim Yar

Yar Yüreğim Yar

Yar yüreğim yar
Gör ki neler var
Bu halk içinde
Bize güler var

Kon gülen gülsün
Hak bizim olsun
Gâfil ne bilsin
Hak'kı sever var

Bu yol uzaktır
Menzili çoktur
Geçidi yoktur
Derin sular var

Girdik bu yola
Aşk ile bile
Gurbetlik ile
Bizi salar var

Her kim merdâne
Gelsin meydâne
Kalmasın câne
Kimde hüner var

Yunus sen bunda
Meydan isteme
Meydan içinde
Merdâneler var
 

Yunus Emre

Sevi

Sevi

Sözüm el gün için değil
Sevenlere bir söz yeter
Sevdiğimi söylemezsem
Sevmek derdi beni boğar

Taş yürekte ne biter
Dilinden ağu tüter
Nice yumşak söylese
Sözü savaşa benzer
 

Yunus Emre

Sırat

Sırat

Yort ey gönül sen bir zaman asude farığ hoş yürü
Korkma kayıkma kimseden gussa vu gamdan boş yürü

Hakıykata bakar isen nefsin sana düşman yeter
Var imdi nefsin ile uruş savaş tokuş yürü

Nefstir eri yolda koyan yolda kalır nefse uyan
Ne işin var kimse ile nefsine kakı boş yürü

Diler isen bu dünyanın şerrinden olasın emin
Terkeyle bu kibr u kini hırkaya gir derviş yürü

İster isen bu dünyede ebedi sarhoş olasın
Aşk kadehin dolu getir oniki ay sarhoş yürü

Kimse bağına girmegil kimse gülünü dermegil
Var kendi ma'şukun ile bahçede ol alış yürü

Gönüllerde iğ olma gil mahfillerde çiğ olma gil
Çiğ nesnenin ne dadı var gel aşk oduna piş yürü

Yunus imdi hoş söylersin dinleyene şerheylersin
Halka nasihat satınca er ol yoluna koş yürü
 

Yunus Emre

KAYIT ile Sitenizi UÇURUN ...
Pagerank